Bir kadın ve bir çocuk,
el ele—
ve arkalarında
adı konmamış bir eksiklik:
terk edilmişlik.
Yol tozlu, uzun,
gölge gibi bir hüzün
sessizce izlerinde.
Ama rüzgâr var—
bilinmeyeni çağıran,
gözlerinde küçük bir ışık.
Köşelerden hatıralar geçiyor,
yüzlerine dokunup kaybolan.
Bir yerde duruyor kadın,
eli biraz daha sıkıyor çocuğun elini—
“Burada,” diyor fısıltıyla,
“başlayabiliriz.”
Ve hayat,
sert ama sıcak,
yavaşça açılıyor önlerinde.
İki yalnızlık,
yan yana gelince
bir yuva oluyor.