İhtiyaç dediğin
çıplak bir hakikat gibi durur karşında
susmaz,
gözlerinin içine bakar:
“Ya ben
ya hayal ettiklerin.”

İsteklerse kalabalık,
gürültülü, ışıltılı…
ellerinden tutup sürükler seni
olmadığın yerlere,
olamayacağın insanlara.

Ben bir işçi gibi tarttım içimde
terazinin bir kefesinde ekmek,
öbüründe gökyüzü.
Ağır geldi ekmek,
ama gönlüm
gökyüzünde kaldı.

İşte o zaman anladım:
insan dediğin
ikiye bölünmüş bir hikâyedir;
bir yanı hayatı
öteki yanı
yaşamak ister.

Ve biz
her gün biraz daha
ihtiyaçlara boyun eğip
isteklerimizi gömeriz içimize
sessizce.