Siirler

Autor: mustafa@akdenizli.com (Seite 1 von 1)

Aynadaki suret

Her şey değişmede…

Akar gider nehir,

altından köprülerin

Durmaz!

Köpürür, durulur, bulanır ama durmaz.

Sen,

elinde bir eski fırça,

yüzünde bir avuç kederle baktığında aynaya;

gördüğün yüz değil, geçmiştir.

Yalnız kalmış bir şehirdir şimdi kalbin.

Sokaklarında lambalar küs,

meydanlarında heykeller dilsiz.

Arar kuşluk vakti,

serin bir rüzgarın peşine düşüp arar!

Bulur da bulmasına…

Lakin mesele şuradadır:

Ne arayan aynıdır artık,

ne de aranan.

Aşk

Zaman dediğin,

acımasız rüzgârdır,

Eser ve alır olanı.

Geriye kalan,

Sadece hatırlanandır.

Mekânlar değişir,

Takvimler eskir—

Ama bazı duygular

Zamana girmez.

Aşk,

Belki de sahip olmak değil,

Kaybolmayan bir izdir.

Asıl mesele

Dönüp duran bir çarkın dişlisinde değil,

Kendi göğünün mavisinde kanat çırpmaktır mesele.

Başkalarının çizdiği o dar patikadan çıkıp,

Uçurum kenarında bile iz sürebilmektir 

Sonsuz Dönüşün Cesareti

Öyle bir ömür doku ki ruhunun tezgahında,

Zaman bir kum saati gibi tersine döndüğünde,

„Yeniden!“ diyebil rüzgara karşı,

Hiçbir pişmanlığın gölgesine sığınmadan.

Aynı sancıyı, aynı neşeyi, aynı yolu,

Sonsuz kez kucaklayacak kadar sadık kal kendine.

Sürüden Uzak, Kendine Yakın

Gözü bağlı yürüyenlerin kalabalığından sıyrıl;

Ezberlenmiş doğruların, ödünç alınmış vicdanların ötesine geç.

Kendi değerlerini bir heykeltıraş gibi yont,

Çünkü yaşam, durduğu yerde biten bir yol değil,

Aşılması gereken kutsal Birk eşiktir.